- Anasayfa
- Yaşanmış Hikayeler
İlk karşılaştığımız gün
- Ekleyen Site Yöneticisi
- Eklenme 02/2/2010
- Yaşanmış Hikayeler
- Oylanmadı
İlk karşılaştığımız gün... Acele ile evden çıkmıştım.önüme bakmadan
yürüyordum. Sonra birisi hızla bana çarptı.Tabi o anda ağzıma geleni
saydım.Sonra giderken arkasına döndü ve bana "oğlan çocuğu gibisin.Sen
ne biçim bir kızsın."dedi.Bende ona "dangalak" diye bağırdım.İşe
gittim. Aslında böyle yapmamalıydım.Çok ayıp oldu edim kendi kendime.
ertesi gün tekrar gördüm onu ama daha sakin davrandım.Ama sonra ne
olduysa oldu ve kavga ettik.Sonra anladım ki değil özür dilemek
neredeyse kavga edecektik.Sonra telefon numaramı bulmuş ve beni
aradı."buluşabilir miyiz?" dedi.
Evliyim...Ama hala seviyorum
- Ekleyen Site Yöneticisi
- Eklenme 01/15/2010
- Yaşanmış Hikayeler
- Oylanmadı
Herşey 2 yıl önce babamın emekli olmasıyla başladı. Bu şehre taşınmak kabus gibiydi ama hayatıma o girince şehir cennete dönüştü. 1 Haziran 2003 te onun doğumgününde geldik buraya bu lanet şehre.
Herşey çok güzel başlamıştı. Çok güzel devam etti. Takii ailelerimizin duyması ve benım teyzemin yani onun yengesinin araya girmesiyle kabus dolu günler başladı. Herşeye karşı dimdik ayaktaydık. Ne teyzem ne ailelerimiz bizi yıldıramadı.
Kimseden saklamadık sevgimizi. Hiç inkar etmedik. Hep haykırdık. Kimseden korkmadan özgürce yaşadık duygularımızı. Aradan 1,5 yıl geçti. Ev sahibimizin oğlunun beni istemesiyle herşey dahada kötüye gitti. Teyzemin müdaheleleriyle canımdan ve aşkımdan bezdim.
Benim hayatıma karışmaya hiç hakkı yoktu. Ama teyzem hep bunun aksini yaptı. Attığım her adıma karıştı. Gideceğim heryere beni kendisi götürdü. Buna dayanamıyordum. Bir yandan da çevremin baskısı vardı.
Seni kocaman seviyorum
- Ekleyen Site Yöneticisi
- Eklenme 01/15/2010
- Yaşanmış Hikayeler
- Oylanmadı
9.sınıfŞu an dersteyiz yanımda dünya güzeli bir kız oturuyor.
Yüzüne bakmaya kıyamıyorum, onu ne kadar çok sevdiğimi bilmiyor?
O benim en yakın arkadaşım. Beni sadece arkadaşı olarak görüyor.
Nedenini bilmiyorum ama kendimden çok utanıyorum
10. sınıf
Evdeydim, beni arayıp erkek arkadaşı ile tartıştığını ve bana ihtiyacı olduğunu söyledi
Sonra bize geldi ve bana sıkı sıkı sarılıp ağladı.
Beklenen...
- Ekleyen Site Yöneticisi
- Eklenme 11/16/2009
- Yaşanmış Hikayeler
- Oylanmadı
Üniversiteli delikanlı Kolejli kıza bir voleybol maçında rastladı. Okul salonundaydı maç. Tribünsüz,minik bir salon.. Seyircilerle, oyuncular arasında, sahanın çizgisi vardı sadece..O kadar yakındılar..Delikanlı, bu tatlı, bu güzel, bu dünyalar şirini kızı ilk defa görüyordu takımda.. Hoşlandığını, fena halde hoşlandığını hissetti. Az sonra bir şeyi daha hissetti. Uzun zamandan beri maçı değil, o güzel kızı izlediğini.. Kız servis atarken hemen önünden geçti. Göz göze geldiler.. Kız gülümsedi..
Delikanlı, çok popülerdi o yıllarda.. Kız onu tanımış olmalıydı. Kim bilir, belki kız da ondan hoşlanmıştı.. Belki de delikanlı öyle olmasını istediği için ona öyle gelmişti.. Set değişip, takım karşıya gidince, delikanlı da yerini değiştirdi, o da karşıya gitti.. Üçüncü sette tekrar eski yerine döndü.. Kız da gidiş gelişleri fark etmişti galiba.. Bir defa daha gülümsedi. Manidar..”anladım” der gibi bir gülümseyişti bu…
Delikanlı o hafta boyu hep bu dünyalar şirini kızı düşündü.. Pazar günü, sabahın köründe kalktı, erkenden oynanacak maçı, ne maçı canım, o dünyalar şirini kızı görmek için..
Delikanlı artık kızın hiçbir maçını kaçırmıyordu.. Dahası.. Ankara Koleji’nin her dağılış saatinde, okul civarında oluyordu, onu bir kez daha görmek için.. Karşılaştıklarında, hafif çok hafif bir gülümseme, çok minik bir baş eğmesi ile selamlaşır olmuşlardı.. Bir defasında, yaptığına sonra kendisi de günlerce güldü.. O gün gene tesadüfmüş gibi, okul dağılışı kızın karşısına çıkmış, gülümseyerek selamlamış, sonra arka sokaklara dalıp, yıldırım gibi koşarak, bir blok ötede gene karşısına çıkmıştı. Kız bu defa, iyice gülmüştü.. Karşısında, sözüm ona ağır ağır yürüyen, ama nefes nefese delikanlıyı görünce..
Gerçek Dost
- Ekleyen Site Yöneticisi
- Eklenme 11/16/2009
- Yaşanmış Hikayeler
- Oylanmadı
Ülkenin birinde iki gerçek dost yaşarmış. Birinin malı, ötekinin malı gibiymiş.
Anlaşılan o ülkede dostluk, bambaşkaymış...
Bir gece ülkede herkes dalmış derin uykulara.
Orada güneş battı mı, fırsat bu fırsat der,
uykunun tadını çıkarırmış millet.
Gece yarısı bizim dostlardan biri, fırlamış yatağından,
koşmuş doğru dostunun evine.
Uyandırmış hizmetçileri tatlı uykularından...
Üzüntü...
- Ekleyen Site Yöneticisi
- Eklenme 11/16/2009
- Yaşanmış Hikayeler
- Oylanmadı
Daha 18 yasındaydı , ama hayatının sonundaydı. Tedavisi mümkün olmayan ölümcül kansere yakalanmıştı.
Kahır içinde eve kapamıştı kendisini.
Sokağa çıkmıyordu.
Annesi...Birde kendisi...
O kadar dı bütün hayatı...
Bir gün fena halde sıkıldı,dayanamadı,attı kendini sokağa...
Bir yığın vitrinin önünden geçti.
Tam cd satan bi dükkanı da geride bırakmıştı ki, bir an durdu.
Geri döndü , kapıdan içeri, gözüne hayal meyal takılan genc kıza bidaha baktı.
Kendi yaşlarında harika bir genc kızdı tezgahtar.
Hani ilk bakışta aşk derler ya öyle takılıp kalmıştı işte..
İçeri girdi....
Düğün gecesi
- Ekleyen Site Yöneticisi
- Eklenme 03/16/2009
- Askerlik Hikayeleri , Yaşanmış Hikayeler
-
Reyting:




Ahmet, elinde valizi şosede otobüsten inmişti, bundan sonra köyüne yayan gidecekti...Gökte yıldızlar, sanki gülüyordu delikanlıya, ne çok yıldızvardı, "askerlik bitti Dudu, çok şükür az sonra sana kavuşacağım !"diye geçirdi içinden. Yürüyordu yolu... Ekim ayının serin bir gecesiydi, bozkır ucu bucağı belli olmayan boz kır,önünde uzayıp gidiyordu. Çocukluğu aklına geldi birden, yaz geceleri anası ile babası odalarında yatarken, o kız kardeşleri ile damda yatardı. Yer yataklarında gece yarılarına kadar kikir kikir gülerek, kendi aralarında şakalaşırlardı...En ilginci de gökteki, yıldızı aralarında paylaşırlardı...Ahmet, sabaha karşı görünen en parlak yıldız olan demir kazık "çoban yıldızını severdi" ... Yolun kenarında, biçilen ekin tarlaları görünüyordu...Harman sonu, düğün gününü kararlaştırmışlardı, Dudu'nun babası ile kendi babası. Babası, "Sağılacakla teskereni al gel, düğününü yapalım oğlum!"diye mektup yazmıştı. Trene binerken, kuracağı yuvanın düşünü kuruyordu..Konpartmanda, yaşlı bir adamla, genç bir kadın vardı..
"Oğul, pek dalgınsın, dikkat ettim, yüzün hiç gülmüyor, bir sıkıntın mı var ?"diye sormuştu yaşlı adam. Gülümsemişti, " teskeremi aldım, vatan borcunu yapıp köyüme sevdiklerime dönüyorum amca !" diye cevap vermişti..Adam, "nerelisin ?" diye sormuştu. Köyünün adını söylemişti...
Tren birkaç istasyonda durmuş, inenler, binenler olmuştu...Yol yorgunluğunun üstüne uyku da bastırmıştı. Trenin sarsıntılı sesi, arada bir çalan
düdüğü, askere giderken, kendisi gibi son tertip olan asker adaylarının, kiminin neşeli kiminin yakın larının gelmemesi nedeniyle buruk olmasını anımsadı, gülümsedi, "Ahmet efendi ! askerlik bitti köyündesin işte..!"diye söylendi kendi kendine... Annesi ile babası, bacıları kim bilir nasıl şaşıracaklardı...Tezkere gününü , yazmamıştı babasına, Süpriz yapacaktı ! Dudu, yeşil gözlü, yay kaşlı yavuklusu karşısında görünce kimbilir nasıl sevinecekti...Yanıklar köyünde, şimdiye kadar böyle düğün ne gördük ne de yaşadık !Aşkolsun Ahmet'lere diyeceklerdi...
Gerçek bir intihar mektubu
- Ekleyen Site Yöneticisi
- Eklenme 03/16/2009
- Yaşanmış Hikayeler
- Oylanmadı
Aşkım, bir tanem, sevgilim, her şeyim,*****…Bu hayatta basıma gelen en güzel, en eğlenceli,en tatlı,en mükemmel şeydin sen. Sen benim yasam destek ünitemdin, beni hayata, Allah a bağlayan şeydin.Öyle zor anımda geldin ki yanıma,bana her şeyi unutturdun..ama şimdi beni tekrar o hale sokuyorsun.keşke açık açık her şeyi söyleseydin bana, sevmiyorsan sevmiyorum deseydin,seviyorsan bile sevdiğini tam anlamıyla gösterseydin..Son konuşmamızda sana hala aşkım diyordum,bana aşkım deme diye msj attın bana.Olsun sen benim aşkımsın..Sakın arkamdan üzülme,en azından üzülmemeye çalış.Bu hayattayken değerimi bilmedin belki de. Belki de beni,benim seni aldığım kadar ciddiye almadın.Neden Bıraktın beni Be aşkım?O kadar hayalimiz varken,ben seni o kadar çok severken,senin için her şeyi göze alırken..Hiç mi değer vermedin bana?NEDEN NEDEN NEDEN…?Annem,babam..sizlere diyecek lafım yok,ben hiçbir zaman size layık elvlat olamadım.Sizi bu hayatta hep üzüldüm..Ama beni kimsenin anlamadığı gibi sizde anlamadınız hiçbir zaman..Anacım sakın üzülme arkamdan,unutun beni.Baba senden bir tek isteğim var.Annemi sakın üzme..
Özel bir hikaye
- Ekleyen Site Yöneticisi
- Eklenme 03/16/2009
- Yaşanmış Hikayeler
- Oylanmadı
Kendini bildi bileli mor menekşeyi çok severdi. Çocukluğunun geçtiği ikikatlı evin bahçesinde bahar geldiğinde mor mor açar, mis gibi kokarlardı..Annesi mor menekşeleri hep duvar kenarına dikerdi.. gölgeyi sever menekşelerderdi..Oysa ögretmeni bitkilerin güneş ışınları ile fotosentez yaptığını anlatmıştı onlara .Bitkiler güneş ışığına muhtaçtı.Mor menekşeler ne tuhaf bitkilerdi , her bitki güneşi severken,onlar nedengölgeyi tercih ediyorlar diye düşündü durdu Hande...Küçük, ufacık aklı ile aslında menekşelerin diğer çiçeklerden farklı olduğunu keşfetmişti, işte belki de menekşeler
bu yüzden bu kadar güzeldi.Herkesden farklı olursan, bu hayatta değerli olursun yargısına varmıştı.Daha o yıllarda farklı olmak için uğras vermeye başladı. ilk olarak, okulda kimsenin yanına oturmak istemediği Hacer'in yanına oturmak istiyorum ögretmenim diyerek başladı farklılıklarla süren hayatı. Hacer bile şaşırmış şaşkın şaşkın bakıyordu onun yüzüne. Hacer çok dağınık, biraz anlama zorlukları olan problemli bir ailenin kızı idi. Hande ise mühendis Kamil Beyin biricik kızı. Ögretmen pek oturtmak istemedi önce Hacer'in yanına Hande' yi. Daha sonra bir tatsızlık çıkmasın diye öğretmen Hande'nin annesini çağırdı.
Annesi eve geldiklerinde Hande'ye sordu :
- Neden yavrum Hacer in yanına oturmak istiyorsun?
Hande cevap verdi :
Yaşanmış Hikayeler