Özel Hikaye En Sicak En Etkili En Samimi Hikayeler

Sinema & Televizyon Hikaye ve Haberleri

Sinema ve vizyon hikayeleri, haberleri






    Şöhretinin 30. yılını kutlayan Tatlıses, Çirkin Kral'ın izinden gidiyor
     
    İbo hedefi vurdu!
     
    Ayağında Kundura ile ilk çıkışını yaptığında yıl 1974'tü. 2004'te ayağında makosen var artık ve 'elinde tabanca…'
           
    Bu yıl İbrahim Tatlıses'li yıllarımızın otuzuncusu... 1974'te Ayağında Kundura ile hayatımıza girdi Tatlıses ve o günden bugüne, 30 yıl boyunca, önce türküleriyle, sonra yatırımları, kadınları, skandalları, programları, reklamları ve nihayet baskınlarıyla kendisinden söz ettirmeyi becerdi.
    İşin boyutlarını görmek için fazla çabaya gerek yok:
    Türkiye'de hemen herkes ya Tatlıses'in bir türküsünü söylemiş, ya bir kasedini almış ya lahmacununu yemiş, ya otobüsüne binmiş, ya radyosunu dinlemiş, ya dergisini okumuş, ya benzin istasyonuna girmiş, ya otelinde gecelemiş ya da skandal haberlerinden birine kulak vermiştir.
    Bu geniş listeden benim payıma birkaç tanesi düştü.
    Yıllar önce ekip olarak bir belgeselini yaptık.
    Sonra Ali Kırca'nın davetiyle 'başa baş' bir Siyaset Meydanı'nda sabahladık.
    'Tatlıses lahmacun'u tatmak o gece kısmet oldu.
    Tabii yollarımızın kesiştiği yerler listesine son olarak Milliyet gazetesini de eklemem gerek. Malûm, Tatlıses bir habere bozulup bizim gazeteyi basmıştı.
    Sonra aynı akıbet, 'Asena'yla ayrıldılar' haberini vermek gafletine düşen Show TV'nin de başına geldi. Geçen hafta, geceyarısı kanalı basıp rejiye dalan Tatlıses, kanalın üst düzey yetkililerince zar zor yatıştırılabildi.
    İbo, 30. sanat yılına böyle girdi.

    Hülya Avşar, şöhretinin 20. yılında "Avşar elleri"nin üç kuşağını anlattı
    Babam, ben, kızım...

    18 yaşında İstanbul'a geldi Hülya Avşar… Karnında, bitmiş bir evlilikten artakalan dört aylık bir bebekle… Dibe vurduğu noktada değişti kaderi ve bir starın doğuşu başladı


    Hülya Avşar'ı 20 yıldır popüler kültürün kraliçe tahtında tutan nedir? Yeteneğini, güzelliğini, işbilirliğini bir kenara koyarsak-ki aslında her biri, kenara konamayacak kadar etkili vasıflar- bence ona bu tahtı bahşeden asıl özelliği, 20. yüzyılın finaline damgasını vuran bir rüzgarı, daha doğrusu bir ihtiyacı yakalamış olması…
    O özelliğin adı; özgüven…
    1960'ların, 70'lerin o korunmaya muhtaç, boynu bükük, güvensiz, ezik kadınlarının yerine "En güzel benim", "Her şeyi yapabilirim", "Hepinizle baş edebilirim" diyen bir kararlılıkla çıkageldi yeni kadın…
    Zaman zaman sevimsiz olmayı göze alabilen bir ataklık ve mahremiyete kafa tutan, mahcubiyete meydan okuyan bir yırtıklıkla…
    "Haddini bil" diyen eski terbiyeye dikbaşlılıkla kafa tuttu.
    Erkeğinin çapkınlığına göz yumarken bile bunu bir boyun eğişten ziyade gerçekçilik ambalajına soktu.
    Ama bu huylar onda sakil durmadı.

    Seks filmlerinin unutulmaz yıldızı Behçet Nacar konuştu:
    "Yattıklarımızla kardeş gibiydik"

    1960'larda doğanlar ergenliklerini onun filmleriyle yaşadılar. Bir dönemin efsane ismi Behçet Nacar, erotik filmlerin kamera arkasını anlattı.

    Beyoğlu'nun arka sokaklarında eski bir binanın giriş katı…
    Işıksız küçük bir daire…
    Duvarlarda, filmlere, dizilere kiralanmak üzere yığılmış asker, polis kostümleri, aksesuvarlar, afiş dolapları, raflarda tozlu film bobinleri…
    Salonun köşesinde eski bürokrat makamlarını anımsatan geniş bir masa…
    Masanın üzerinde sayfaları sararmış, kenarları kıvrılmış, eski püskü bir kâr-zarar defteri…
    Defterin başında, gözlüğünü burnunun üzerine devirmiş, sarı kağıtlara rakamlar karalayan 70'lik bir yorgun adam:
    Behçet Nacar…
    Ya da bizim onu hatırladığımız adıyla 'Parçala Behçet…!'

    Türk tipi erotizm
    Başını kaldırdığında, ilk gençliğimizin hafızasına yerleşen simasının iyi bir makyajla ihtiyarlatıldığını düşündürüyor.
    Ama sadece sima değil eski perdelerden kalan adamın farklılığı:
    O vuran, kıran, ufalayan; dövdü mü yaman döven, sevdi mi parçalayarak seven adamdan eser yok.
    Torun tosuna karışmış, hesap defterleri arasına gömülmüş, biraz bezgin, ama müşfik bir dede görüntüsü…
    İnsan onun bir dönem 'Türk tipi erotizm'in en popüler kahramanı olduğuna ve bir kuşağın ergenliğine damgasını vurduğuna inanamıyor.





    2008 Çağan Irmak filmlerinden olan Issız Adam’ın film müziği Ayla Dikmen’in seslendirdiği “Anlamazdım” parçası.







    Şahan Gökbakarın 4.5 milyon izleyiciyle Türk Sinema tarihinin gişe rekorunu kıran “Recep İvedik” filminin ikincisi de yolda. Çekimleri yeni başlayan film 12 Şubat 2009da vizyonda... Yani tam da karne tatilinde...

    Hedef kitle çocuklar olduğuna göre iyi bir zamanlama...

    Şahan Gökbakarın, senaryosunu Sertan Altuniğne ve filmin yönetmenliğini de üstlenecek kardeşi Togan Gökbakarla birlikte yazdığı “Recep İvedik”in kadrosu da belli.



    Popüler Editörler

    Popüler Editör Yok.
    Popüler Hikaye Yok.