Site Yöneticisi
Articles by this Author
18 yaşında İstanbul'a geldi Hülya Avşar…
- Ekleyen Site Yöneticisi
- Eklenme 02/6/2010
- Sinema & Televizyon Hikaye ve Haberleri , Ünlülerden Hikayeler
-
Reyting:




Hülya Avşar, şöhretinin 20. yılında "Avşar elleri"nin üç kuşağını anlattı
Babam, ben, kızım...
18 yaşında İstanbul'a geldi Hülya Avşar… Karnında, bitmiş bir evlilikten artakalan dört aylık bir bebekle… Dibe vurduğu noktada değişti kaderi ve bir starın doğuşu başladı
Hülya Avşar'ı 20 yıldır popüler kültürün kraliçe tahtında tutan nedir? Yeteneğini, güzelliğini, işbilirliğini bir kenara koyarsak-ki aslında her biri, kenara konamayacak kadar etkili vasıflar- bence ona bu tahtı bahşeden asıl özelliği, 20. yüzyılın finaline damgasını vuran bir rüzgarı, daha doğrusu bir ihtiyacı yakalamış olması…
O özelliğin adı; özgüven…
1960'ların, 70'lerin o korunmaya muhtaç, boynu bükük, güvensiz, ezik kadınlarının yerine "En güzel benim", "Her şeyi yapabilirim", "Hepinizle baş edebilirim" diyen bir kararlılıkla çıkageldi yeni kadın…
Zaman zaman sevimsiz olmayı göze alabilen bir ataklık ve mahremiyete kafa tutan, mahcubiyete meydan okuyan bir yırtıklıkla…
"Haddini bil" diyen eski terbiyeye dikbaşlılıkla kafa tuttu.
Erkeğinin çapkınlığına göz yumarken bile bunu bir boyun eğişten ziyade gerçekçilik ambalajına soktu.
Ama bu huylar onda sakil durmadı.
Seks filmlerinin unutulmaz yıldızı Behçet Nacar konuştu:
- Ekleyen Site Yöneticisi
- Eklenme 02/6/2010
- Ünlülerden Hikayeler , Sinema & Televizyon Hikaye ve Haberleri
- Oylanmadı
Seks filmlerinin unutulmaz yıldızı Behçet Nacar konuştu:
"Yattıklarımızla kardeş gibiydik"
1960'larda doğanlar ergenliklerini onun filmleriyle yaşadılar. Bir dönemin efsane ismi Behçet Nacar, erotik filmlerin kamera arkasını anlattı.
Beyoğlu'nun arka sokaklarında eski bir binanın giriş katı…
Işıksız küçük bir daire…
Duvarlarda, filmlere, dizilere kiralanmak üzere yığılmış asker, polis kostümleri, aksesuvarlar, afiş dolapları, raflarda tozlu film bobinleri…
Salonun köşesinde eski bürokrat makamlarını anımsatan geniş bir masa…
Masanın üzerinde sayfaları sararmış, kenarları kıvrılmış, eski püskü bir kâr-zarar defteri…
Defterin başında, gözlüğünü burnunun üzerine devirmiş, sarı kağıtlara rakamlar karalayan 70'lik bir yorgun adam:
Behçet Nacar…
Ya da bizim onu hatırladığımız adıyla 'Parçala Behçet…!'
Türk tipi erotizm
Başını kaldırdığında, ilk gençliğimizin hafızasına yerleşen simasının iyi bir makyajla ihtiyarlatıldığını düşündürüyor.
Ama sadece sima değil eski perdelerden kalan adamın farklılığı:
O vuran, kıran, ufalayan; dövdü mü yaman döven, sevdi mi parçalayarak seven adamdan eser yok.
Torun tosuna karışmış, hesap defterleri arasına gömülmüş, biraz bezgin, ama müşfik bir dede görüntüsü…
İnsan onun bir dönem 'Türk tipi erotizm'in en popüler kahramanı olduğuna ve bir kuşağın ergenliğine damgasını vurduğuna inanamıyor.
Sibel Kekilli porno filmlerde oynadığı için eleştirenlere meydan okudu
- Ekleyen Site Yöneticisi
- Eklenme 02/6/2010
- Ünlülerden Hikayeler
- Oylanmadı

Sibel Kekilli porno filmlerde oynadığı için eleştirenlere meydan okudu:
"Siz kendi namusunuza bakın!"
Erkekler hem kınıyor, hem filmlerini arıyor piyasada... Düne kadar hiçbir derdine koşmayan akrabaları, ayıplıyor. Onu Almanya'da kimsesiz bırakan yetkililer birden ödül aldı diye sahipleniyor. Ve Sibel Kekilli soruyor: "Sizce hangimizinki porno?
Üzerinde Almanca 'Duvara Karşı' yazan bir tişörtle geldi söyleşiye...
Elinde küçük bir ayıcık taşıyan bir kız çocuğu gibi...
'Ayıcık', büyük ödül 'altın ayı'...
"Küçük kız çocuğu" ise yaşıtlarına göre bir hayli görüp geçirmiş bir star...
Çocuksu yüzü çoğu zaman neşeyle gülümsüyor; sevmediği bir konu açıldığında ise bulutlanıyor.
Hayatı, Duvara Karşı'nın başrol oyuncusu Sibel'inkine öylesine benziyor ki...
Bu öyküde '60'larda yüzbinlerle Almanya'ya göçmüş koca bir kafilenin serüveni gizli....
Davul zurnayla uğurlanışlarından 40 yıl sonra o koca kafileden geriye, tabutlar içinde ülkelerine dönmüş dedeler, saçlarını, dişlerini Alman fabrikalarında dökmüş babalar ve ne Türk, ne Alman olamayıp arada ezilmiş 3. kuşak gençler kaldı.
Duvara Karşı'daki gençler bunlar...
Fatih Akın'ın deyişiyle "Almanya'nın zencileri."
O yüzden rap dinliyor, evden kaçıyor, uyuşturucu alıyor, intihar ediyor, porno film çekip para kazanıyorlar.
Sibel'in hayatında 3 kuşak sürmüş ve yüzbinlerce ailenin darmadağın olmasına yol açmış bir fiyaskonun bütün ipuçları gizli.
Aşk Mektubu
- Ekleyen Site Yöneticisi
- Eklenme 02/6/2010
- Aşk Hikayeleri
- Oylanmadı
Ağlıyorum şu saat, unutma beni ağlatan sensin. Uyutmayan, hayatı zindan eden sensin. Ne hayat tat veriyor, ne o olmazsa olmaz dediğim bilgisayar, ne hava, ne ekmek, ne su,.. sadece ama sadece sensin o tat. Sensin benim hayatım, sensin.
Benden vazgeçmemi mi istiyorsun? Tamam kabul. Çıksın birisi güneşe yazsın adını (benim yazdığımın yanına) vazgeçerim senden. Ya da sağır bir ressam, toprağa düşen gülün sesini çizsin bir kağıda o zaman vazgeçerim senden. O zaman vazgeçerim anlıyor musun? Vazgeçmem senden...
Ökkeş... Elbette Maraşlı Ökkeş...
- Ekleyen Site Yöneticisi
- Eklenme 02/6/2010
- Askerlik Hikayeleri
- Oylanmadı
`İnşallah tertip, inşallah.` diye ekledi masada, yanında oturan Maraşlı Ökkeş.
`Bu işin inşallahı, maşallahı yok tertip. On beş ay geçti, iki gün kaldı.`
`Bak şimdi tertip. İnşallah, Allah izin verirse anlamına geliyor mealen. İnşa yapım demek, hani inşaat diyoruz ya, yani yapım işleri anlamında işte inşa yapım anlamına gelir. Allah`ı da zaten biliyoruz. Yani Allah yaptırırsa, izin verirse gibi bir anlam oluyor. Yani evrenin tek hakimi olana Allah senin eşine ve çocuğuna kavuşmana izin verirse kavuşursun. Yoksa takdir-i ilahi. Yani aslında bu işin inşallahı, maşallahı yok değil, aksine var. Hem Allah hayırlısını göstersin ama, son nöbetin var.`
`Ya tertip bari şu son günümde karıştırmasan şunu, açmasan şu şom ağzını.`
`Tamam tertip kızma . Ben sadece bilmeni istedim. Yoksa ben senin ailene kavuşmanı senden daha çok isterim. Sevenler kavuşsun tertibim` dedi gözleri dolarak.
`Neyse ben yatmaya gidiyorum. Bu gece ki son nöbetime kalktıktan sonra bir daha nöbet möbet yok.` Diyerek hızla kalktı ve askeri gazinonun içerisinde avazı çıktığı kadar bağırdı: `Şafak doğan güneeeeş`
Diğer askerlerden bazıları imrenerek bakıyordu İstanbullu Adem`e. Bazısı ise gülümseyerek…
Askerlerden biri hızla yanına yaklaştı ve `Bölük komutanı seni çağırıyor Adem` dedi.
Başını Vermeyen Şehit Asker
- Ekleyen Site Yöneticisi
- Eklenme 02/6/2010
- Askerlik Hikayeleri
- Oylanmadı
- Oynamayın şu hayvanla...
Askerler, başlarını tepelerden gelen sese doğru kaldırdılar. Kuru Kadı`dan hepsi çekinirlerdi. Gayet sert,gayet titiz, gayet sinirli bir adamdı. Adeta deli gibi bir şeydi. Sabahtan akşama kadar namaz kılar, zikreder,geceleri hiç uyumazdı. Daha yatıp uyuduğunu kalede gören yoktu. Vali Ahmet Bey ona `bizim yarasa` derdi. Zavallının sabahı bekleme denilen hastalığını kerametine de yoranlar vardı.
Tekrar bağırdı:
İlk karşılaştığımız gün
- Ekleyen Site Yöneticisi
- Eklenme 02/2/2010
- Yaşanmış Hikayeler
- Oylanmadı
Kuyruk Acısı
- Ekleyen Site Yöneticisi
- Eklenme 02/2/2010
- İbret Alınacak Hikayeler
- Oylanmadı
Deniz Fenerinin Aşkı
- Ekleyen Site Yöneticisi
- Eklenme 02/2/2010
- Aşk Hikayeleri
- Oylanmadı
Okyanusun mu ona daha çok ihtiyacı var yoksa,
denizfeneri mi okyanus için vazgeçilmez bir sevgili?
Gündüzleri, denizfeneri isyanlarda... Çünkü yanıbaşındaki
biricik sevgilisi gözlerinin önünde güneşle ihtirasla sevişmekte.
Hep gece olsun ister, sevgilisi ona kalsın, yalnız onda bulsun
gecedeki renginin güzelliğini... Denizfeneri, küçücüktür okyanusa
göre ama güneşin aşkından daha büyüktür aşkı okyanusa...
Geceleri ise denizfeneri, mutluluklar peşindedir, gecenin esrarengiz
sessizliğinde. Her ışık turunda çıldırır denizfeneri zevkten, adeta
danseder okyanusun en uzak noktalarına uzanarak. Daha gerçektir
denizfeneri, gece sadece o ve okyanus vardır sınırlı görüş gizliliğinde.
Genç Doktor
- Ekleyen Site Yöneticisi
- Eklenme 02/2/2010
- İbret Alınacak Hikayeler
- Oylanmadı
