Site Yöneticisi
Articles by this Author
Telefon aşkımı çok seviyorum.
- Ekleyen Site Yöneticisi
- Eklenme 02/10/2010
- İtiraf Ediyorum
- Oylanmadı
Onunla 1999 haziran ayında tanıştım. Ve tanıştığım o ilk anda ona aşık oldum. Tanışmadan önce çalıştığımız firmalar dolayısıyla sürekli telefonla görüşüyorduk. Bu arada onun evli ve bir kızı olduğunu öğrendim. Zamanla aramızda çok iyi bir arkadaşlık başlamıştı ve birbirimizi merak ediyorduk. Haziran ayında firmamız bir davet verdi. Tanışmaya karar verdik. Ne de olsa sadece arkadaşdık. Tanışmamız davet gibi kalabalık bir ortamda olmayacağı için dışarıda buluşmaya karar verdik. Onu beklerken bir yandan da cep telefonlarımızla konuşuyor. Birbirimizi bulmaya çalışıyorduk. En sonunda karşı karşıya geldik ve ben ona o ilk and aşık oldum. Gülüşü, konuşmaları, bakışları… Başbaşa çok güzle bir yemek yedik. Gülüşmeler, konuşmalar… derken ayrılık vakti geldi ve hiç bu kadar üzülmemiştim. Daha yeni tanışmamıza rağmen sanki ben ona yıllardan beri tanıyormuşum, hep yanındaymışımda ayrılmışız gibi hissettim.
Dostların Aşkı
- Ekleyen Site Yöneticisi
- Eklenme 02/10/2010
- Aşk Hikayeleri
- Oylanmadı
İyi birer dosttuk, her şeyi paylaşır olmuştuk. Bu yakınlaşmamızın kısa bir sürede olmasına rağmen zamanım öyle tatlı, öyle güzle geçiyordu ki ben içimdeki kıpırdanmalardan habersizdim.
Sanki rüyadaydım, gözlerimi açtığımda dostluğun yerini aşk almıştı. Kendimi tutamamıştım işte. Duygularıma hakim olamamıştım. Sen benim aşkım, bense senin dostundum artık. Sana aşık olduğumdan habersizdin. İçimdeki volkan öyle taşmıştı ki patlamak için sabırsızlanıyordu.
Evliliğinin bittiğini düşünen, Yeni evlenenlere ve bekarlara...
- Ekleyen Site Yöneticisi
- Eklenme 02/10/2010
- Aşk Hikayeleri
- Oylanmadı
Oysa kocamın sakinliği, başka bir deyişle vurdum duymazlığı, evliliğimize romantizm katmaması beni aşktan almış, uzaklaştırmıştı. Sonunda kararımı ona da açıkladım: boşanmak istiyordum. Şaşkınlıktan gözleri açılarak 'niye?' diye sordu. 'Gerçekten belli bir sebebi yok' dedim, 'sadece yoruldum.' Bütün gece ağzını bıçak açmadı. Düşünüyordu. Bu hâli ise hayal kırıklığımı daha da artırmaktan başka bir işe yaramıyordu: işte, sıkıntısını dışarı vurmaktan bile aciz bir adamla evliydim. Ondan ne bekleyebilirdim ki! Sonunda sordu: 'seni caydırmak için ne yapabilirim?' Demek ki söyledikleri doğruydu: insanların mizacı asla değiştirilemiyordu.
Son inanç kırıntılarım da kaybolmuştu. 'İşte mesele tam da bu' dedim. 'Sorunun cevabını kendin bulup kalbimi ikna edebilirsen kararımdan vazgeçebilirim.' 'Diyelim dağın tepesinde bir uçurum kenarında bir çiçek var. O çiçeği benim için koparmak, düşüp vücudunun bütün kemiklerinin kırılmasına, hattâ ölümüne mâl'olacak. Bunu benim için yapar mısın?' Yüzümü dikkatle inceledi ve 'Sana bunun cevabını yarın vereceğim' dedi. Bu cevapla son ümidim de yok olmuştu. Ertesi sabah uyandığımda evde yoktu. Boş bir süt şişesini mutfak masasının üzerine koymuş, altına da bir not bırakmıştı. 'Sevgilim' diye başlıyordu, 'O çiçeği senin için koparmazdım' Kalbim yine kırılmıştı.
Tatlıses, Çirkin Kral'ın izinden gidiyor
- Ekleyen Site Yöneticisi
- Eklenme 02/6/2010
- Ünlülerden Hikayeler , Sinema & Televizyon Hikaye ve Haberleri
- Oylanmadı

Şöhretinin 30. yılını kutlayan Tatlıses, Çirkin Kral'ın izinden gidiyor
İbo hedefi vurdu!
Ayağında Kundura ile ilk çıkışını yaptığında yıl 1974'tü. 2004'te ayağında makosen var artık ve 'elinde tabanca…'
Bu yıl İbrahim Tatlıses'li yıllarımızın otuzuncusu... 1974'te Ayağında Kundura ile hayatımıza girdi Tatlıses ve o günden bugüne, 30 yıl boyunca, önce türküleriyle, sonra yatırımları, kadınları, skandalları, programları, reklamları ve nihayet baskınlarıyla kendisinden söz ettirmeyi becerdi.
İşin boyutlarını görmek için fazla çabaya gerek yok:
Türkiye'de hemen herkes ya Tatlıses'in bir türküsünü söylemiş, ya bir kasedini almış ya lahmacununu yemiş, ya otobüsüne binmiş, ya radyosunu dinlemiş, ya dergisini okumuş, ya benzin istasyonuna girmiş, ya otelinde gecelemiş ya da skandal haberlerinden birine kulak vermiştir.
Bu geniş listeden benim payıma birkaç tanesi düştü.
Yıllar önce ekip olarak bir belgeselini yaptık.
Sonra Ali Kırca'nın davetiyle 'başa baş' bir Siyaset Meydanı'nda sabahladık.
'Tatlıses lahmacun'u tatmak o gece kısmet oldu.
Tabii yollarımızın kesiştiği yerler listesine son olarak Milliyet gazetesini de eklemem gerek. Malûm, Tatlıses bir habere bozulup bizim gazeteyi basmıştı.
Sonra aynı akıbet, 'Asena'yla ayrıldılar' haberini vermek gafletine düşen Show TV'nin de başına geldi. Geçen hafta, geceyarısı kanalı basıp rejiye dalan Tatlıses, kanalın üst düzey yetkililerince zar zor yatıştırılabildi.
İbo, 30. sanat yılına böyle girdi.
18 yaşında İstanbul'a geldi Hülya Avşar…
- Ekleyen Site Yöneticisi
- Eklenme 02/6/2010
- Sinema & Televizyon Hikaye ve Haberleri , Ünlülerden Hikayeler
- Oylanmadı
Hülya Avşar, şöhretinin 20. yılında "Avşar elleri"nin üç kuşağını anlattı
Babam, ben, kızım...
18 yaşında İstanbul'a geldi Hülya Avşar… Karnında, bitmiş bir evlilikten artakalan dört aylık bir bebekle… Dibe vurduğu noktada değişti kaderi ve bir starın doğuşu başladı
Hülya Avşar'ı 20 yıldır popüler kültürün kraliçe tahtında tutan nedir? Yeteneğini, güzelliğini, işbilirliğini bir kenara koyarsak-ki aslında her biri, kenara konamayacak kadar etkili vasıflar- bence ona bu tahtı bahşeden asıl özelliği, 20. yüzyılın finaline damgasını vuran bir rüzgarı, daha doğrusu bir ihtiyacı yakalamış olması…
O özelliğin adı; özgüven…
1960'ların, 70'lerin o korunmaya muhtaç, boynu bükük, güvensiz, ezik kadınlarının yerine "En güzel benim", "Her şeyi yapabilirim", "Hepinizle baş edebilirim" diyen bir kararlılıkla çıkageldi yeni kadın…
Zaman zaman sevimsiz olmayı göze alabilen bir ataklık ve mahremiyete kafa tutan, mahcubiyete meydan okuyan bir yırtıklıkla…
"Haddini bil" diyen eski terbiyeye dikbaşlılıkla kafa tuttu.
Erkeğinin çapkınlığına göz yumarken bile bunu bir boyun eğişten ziyade gerçekçilik ambalajına soktu.
Ama bu huylar onda sakil durmadı.
Seks filmlerinin unutulmaz yıldızı Behçet Nacar konuştu:
- Ekleyen Site Yöneticisi
- Eklenme 02/6/2010
- Ünlülerden Hikayeler , Sinema & Televizyon Hikaye ve Haberleri
- Oylanmadı
Seks filmlerinin unutulmaz yıldızı Behçet Nacar konuştu:
"Yattıklarımızla kardeş gibiydik"
1960'larda doğanlar ergenliklerini onun filmleriyle yaşadılar. Bir dönemin efsane ismi Behçet Nacar, erotik filmlerin kamera arkasını anlattı.
Beyoğlu'nun arka sokaklarında eski bir binanın giriş katı…
Işıksız küçük bir daire…
Duvarlarda, filmlere, dizilere kiralanmak üzere yığılmış asker, polis kostümleri, aksesuvarlar, afiş dolapları, raflarda tozlu film bobinleri…
Salonun köşesinde eski bürokrat makamlarını anımsatan geniş bir masa…
Masanın üzerinde sayfaları sararmış, kenarları kıvrılmış, eski püskü bir kâr-zarar defteri…
Defterin başında, gözlüğünü burnunun üzerine devirmiş, sarı kağıtlara rakamlar karalayan 70'lik bir yorgun adam:
Behçet Nacar…
Ya da bizim onu hatırladığımız adıyla 'Parçala Behçet…!'
Türk tipi erotizm
Başını kaldırdığında, ilk gençliğimizin hafızasına yerleşen simasının iyi bir makyajla ihtiyarlatıldığını düşündürüyor.
Ama sadece sima değil eski perdelerden kalan adamın farklılığı:
O vuran, kıran, ufalayan; dövdü mü yaman döven, sevdi mi parçalayarak seven adamdan eser yok.
Torun tosuna karışmış, hesap defterleri arasına gömülmüş, biraz bezgin, ama müşfik bir dede görüntüsü…
İnsan onun bir dönem 'Türk tipi erotizm'in en popüler kahramanı olduğuna ve bir kuşağın ergenliğine damgasını vurduğuna inanamıyor.
Sibel Kekilli porno filmlerde oynadığı için eleştirenlere meydan okudu
- Ekleyen Site Yöneticisi
- Eklenme 02/6/2010
- Ünlülerden Hikayeler
- Oylanmadı

Sibel Kekilli porno filmlerde oynadığı için eleştirenlere meydan okudu:
"Siz kendi namusunuza bakın!"
Erkekler hem kınıyor, hem filmlerini arıyor piyasada... Düne kadar hiçbir derdine koşmayan akrabaları, ayıplıyor. Onu Almanya'da kimsesiz bırakan yetkililer birden ödül aldı diye sahipleniyor. Ve Sibel Kekilli soruyor: "Sizce hangimizinki porno?
Üzerinde Almanca 'Duvara Karşı' yazan bir tişörtle geldi söyleşiye...
Elinde küçük bir ayıcık taşıyan bir kız çocuğu gibi...
'Ayıcık', büyük ödül 'altın ayı'...
"Küçük kız çocuğu" ise yaşıtlarına göre bir hayli görüp geçirmiş bir star...
Çocuksu yüzü çoğu zaman neşeyle gülümsüyor; sevmediği bir konu açıldığında ise bulutlanıyor.
Hayatı, Duvara Karşı'nın başrol oyuncusu Sibel'inkine öylesine benziyor ki...
Bu öyküde '60'larda yüzbinlerle Almanya'ya göçmüş koca bir kafilenin serüveni gizli....
Davul zurnayla uğurlanışlarından 40 yıl sonra o koca kafileden geriye, tabutlar içinde ülkelerine dönmüş dedeler, saçlarını, dişlerini Alman fabrikalarında dökmüş babalar ve ne Türk, ne Alman olamayıp arada ezilmiş 3. kuşak gençler kaldı.
Duvara Karşı'daki gençler bunlar...
Fatih Akın'ın deyişiyle "Almanya'nın zencileri."
O yüzden rap dinliyor, evden kaçıyor, uyuşturucu alıyor, intihar ediyor, porno film çekip para kazanıyorlar.
Sibel'in hayatında 3 kuşak sürmüş ve yüzbinlerce ailenin darmadağın olmasına yol açmış bir fiyaskonun bütün ipuçları gizli.
Aşk Mektubu
- Ekleyen Site Yöneticisi
- Eklenme 02/6/2010
- Aşk Hikayeleri
- Oylanmadı
Ağlıyorum şu saat, unutma beni ağlatan sensin. Uyutmayan, hayatı zindan eden sensin. Ne hayat tat veriyor, ne o olmazsa olmaz dediğim bilgisayar, ne hava, ne ekmek, ne su,.. sadece ama sadece sensin o tat. Sensin benim hayatım, sensin.
Benden vazgeçmemi mi istiyorsun? Tamam kabul. Çıksın birisi güneşe yazsın adını (benim yazdığımın yanına) vazgeçerim senden. Ya da sağır bir ressam, toprağa düşen gülün sesini çizsin bir kağıda o zaman vazgeçerim senden. O zaman vazgeçerim anlıyor musun? Vazgeçmem senden...
Ökkeş... Elbette Maraşlı Ökkeş...
- Ekleyen Site Yöneticisi
- Eklenme 02/6/2010
- Askerlik Hikayeleri
- Oylanmadı
`İnşallah tertip, inşallah.` diye ekledi masada, yanında oturan Maraşlı Ökkeş.
`Bu işin inşallahı, maşallahı yok tertip. On beş ay geçti, iki gün kaldı.`
`Bak şimdi tertip. İnşallah, Allah izin verirse anlamına geliyor mealen. İnşa yapım demek, hani inşaat diyoruz ya, yani yapım işleri anlamında işte inşa yapım anlamına gelir. Allah`ı da zaten biliyoruz. Yani Allah yaptırırsa, izin verirse gibi bir anlam oluyor. Yani evrenin tek hakimi olana Allah senin eşine ve çocuğuna kavuşmana izin verirse kavuşursun. Yoksa takdir-i ilahi. Yani aslında bu işin inşallahı, maşallahı yok değil, aksine var. Hem Allah hayırlısını göstersin ama, son nöbetin var.`
`Ya tertip bari şu son günümde karıştırmasan şunu, açmasan şu şom ağzını.`
`Tamam tertip kızma . Ben sadece bilmeni istedim. Yoksa ben senin ailene kavuşmanı senden daha çok isterim. Sevenler kavuşsun tertibim` dedi gözleri dolarak.
`Neyse ben yatmaya gidiyorum. Bu gece ki son nöbetime kalktıktan sonra bir daha nöbet möbet yok.` Diyerek hızla kalktı ve askeri gazinonun içerisinde avazı çıktığı kadar bağırdı: `Şafak doğan güneeeeş`
Diğer askerlerden bazıları imrenerek bakıyordu İstanbullu Adem`e. Bazısı ise gülümseyerek…
Askerlerden biri hızla yanına yaklaştı ve `Bölük komutanı seni çağırıyor Adem` dedi.
Başını Vermeyen Şehit Asker
- Ekleyen Site Yöneticisi
- Eklenme 02/6/2010
- Askerlik Hikayeleri
- Oylanmadı
- Oynamayın şu hayvanla...
Askerler, başlarını tepelerden gelen sese doğru kaldırdılar. Kuru Kadı`dan hepsi çekinirlerdi. Gayet sert,gayet titiz, gayet sinirli bir adamdı. Adeta deli gibi bir şeydi. Sabahtan akşama kadar namaz kılar, zikreder,geceleri hiç uyumazdı. Daha yatıp uyuduğunu kalede gören yoktu. Vali Ahmet Bey ona `bizim yarasa` derdi. Zavallının sabahı bekleme denilen hastalığını kerametine de yoranlar vardı.
Tekrar bağırdı:
