Ama Ahmet tam tersi. Evini arabasını kaybetmiş. Bütün parası bitmiş.
Yatmaya yeri yemeye yemeği kalmamış. Aç sefil gezerken komşuları,
-Senin bir arkadaşın vardı Nihat diye. O Kayseri'ye Vali olmuş, neden
ondan yardım istemiyorsun, belki sana bir iş verir, demişler. Ahmet
reddetmiş hemen. Bunu kabullenemem demiş. Komşular ne kadar ısrar
ettiyse de bir türlü kabul ettirememişler. Ahmet için daha zor günler
başlamış. Bakmış olacak gibi değil, komşularını dinleyip tutmuş
Kayseri'nin yolunu. Valiliğe gelmiş. Ordaki odacılardan birine:
- Nihat Bey'i görmek istiyorum, demiş.
Odacı Nihat Bey'in yanına girmiş çıkmış ve "Sizi görmek istemiyor"
demiş. "Nasıl olur," demiş Ahmet, "Ona İstanbul'dan çok yakın arkadaşın
Ahmet geldi deyin." Odacı tekrar gitmiş ve Nihat Bey sizi tanımadığını,
eğer daha fazla ısrar ederseniz kovduracağını söyledi demiş.
Ahmet duyduklarına inanamamış. Nasıl olur da, yemeyip yedirdiği,
giymeyip giydirdiği, sevdiği kızı bileeliyle verdiği canciğer arkadaşı
Nihat onu tanımaz? Yıkılmış bir şekilde Valilikten çıkıp doğru Nihat'ın
evine, eskiden hoşlandığı kızın yanına gitmiş. Belki yardım eder diye.
Kapıyı çalmış. Birinin gelip dürbünden kendine baktığını hissetmiş. Ama
kapıyı açmamış kadın.
Bir kez daha yıkılmış. Dışarı çıkıp kendini toplamaya çalışırken yanına
yaşlı bir amca yaklaşmış. Ahmet'in durumundan çok etkilenmiş adam. Olayı
anlatmasını istemiş. Ahmet de olduğu gibi anlatmış. Adam çok üzülmüş.
Demiş ki:
- Bak evladım. Seni çok sevdim. Dürüst bir insana benziyorsun. Bak benim
şurada bir sarraf dükkanım var. Gel istersen benimle çalış. Hem para
kazanırsın hem de yatmaya yerin olur.
Ahmet hemen kabul etmiş ve çalışmaya başlamış.
Gel zaman git zaman dükkana başka bir yaşlı amca gelip gitmeye başlamış.
Çok iyi arkadaş olmuş Ahmet'le. Bir gün bu yaşlı amca elinde bir
kutuyla gelmiş dükkana. "Bak ben bir yere gidiyorum. Eğer 3 ay
içerisinde dönmezsem bu kutu senindir, istediğin gibi kullan" demiş.
Ahmet kutuyu almış, odasında bir yere koymuş. 3 ay geçmiş, 4 ay geçmiş, 6
ay geçmiş amca hâlâ gelmemiş. Sonunda Ahmet kutuyu açmaya karar vermiş.
Bakmış içinde, elmaslar, mücevherler, altınlar, bir sürü de para var.
Ne yapacağını şaşırmış. Hemen patronuna gidip durumu anlatmış. Patronu
da artık o kutunun kendisinin olduğunu, istediği gibi kullanabileceğini
söylemiş. Bir de öneri de bulunmuş:
kaynak: Baktabul Msn messenger ifadeleri, Avatar,
gif, smiley, Resimli Siirler, izle, indir, Komik Resimler, programlar,
Resimleri, Haberler http://www.baktabulum.com/showthread.php?t=2217
- Bak sen bu işi iyice öğrendin. Gel sana bir kuyumcu dükkanı açalım.
Gül gibi geçinip gidersin.
Hemen dükkanı açmışlar. Ahmet almış başını yürümüş. Ev, araba, yat,
kat... Zengin olmuş kısacası. Bir gün dükkanına bir anne-kız gelmiş.
Kızdan hoşlanmış Ahmet. Zamanla görüşmeye başlamışlar, derken
nişanlanmışlar. Düğün vakti gelmiş. Davetiyeler hazırlanırken kız
"Valiyi de çağıralım" demiş. Ahmet kabul etmemiş. "Nasıl olur" demiş
kız, "Biz bu şehrin ileri gelenlerindeniz, valiyi çağırmasak olur mu?"
Ahmet yine kabul etmemiş. Kız ısrarla neden böyle davrandığını
sorduğunda anlatmış Ahmet. Sorunun bu şekilde çözülmeyeceğini söylemiş
kız:
- Biz çağıralım, o yaptığından utansın, demiş.
Ve Vali Nihat Bey'e de bir davetiye yazmışlar.
Düğün günü gelmiş çatmış. Davetliler tek tek gelirken heyecan içindeymiş
Ahmet. Nihat'ın gelip gelmeyeceğini merak ediyormuş. Derken eşiyle
kapıda görünmüş Nihat. Ahmet, ilk başlarda gözgöze gelmemeye çalışmış.
Nihat ne yana gitse öbür tarafa kaçıyormuş Ahmet. Hiç göz göze gelmemeye
çalışıyormuş. Sonunda dayanamamış, piste çıkmış, almış mikrofonu eline.
Başlamış anlatmaya:
kaynak:
Baktabul Msn messenger ifadeleri, Avatar, gif, smiley, Resimli Siirler,
izle, indir, Komik Resimler, programlar, Resimleri, Haberler http://www.baktabulum.com/showthread.php?t=2217
- Zamanında ben durumum iyiyken sevgili Valimiz Nihat Bey ile aynı
okulda okuyorduk. O zamanlar Nihat Bey'in durumu bu kadar iyi değildi.
Nihat'ı evime aldım. Yemedim yedirdim, giymedim giydirdim. Sevdiğim kızı
bile ona verdim. Bir gün benim durumum kötüleşti. Elimde avucumda ne
varsa kaybettim. O kadar zor durumdaydım ki Nihat'a yardım istemeye
gittim. Ama o beni tanımadığını söyledi, kovdurdu. Oradan çıkıp eşinin
yanına gittim. Ama O, kapıda benim olduğumu bildiği halde kapıyı açmadı.
Şoke olmuştum. Dışarıya çıkıp kendime gelmeye çalıştığım anda bir
amcayla karşılaştım. Sağolsun bana bir iş, yatacak bir yer verdi. Orada
çalışırken çevrem genişledi. Başka bir amcayla tanıştım. Gel zaman git
zaman o amca elinde bir kutuyla geldi yanıma. Bir yere gideceğini 3 ay
içerisinde dönmezse kutunun benim olacağını söyledi. Gelmedi. Kutuyu
açtım. İçinde beni bugünlere getiren yüklü eşyalarla ve paralarla
karşılaştım. Sonra kendime bir kuyumcu dükkanı açtım. Orada sevgili
nişanlımla tanıştım. Ve evleniyorum. Anlattıklarım yalansa yalan desin
Nihat Bey, demiş ve bırakmış mikrofonu.
Herkes şaşkınlık içinde Nihat Bey'e dönmüş. Acıyarak bakmışlar bir
Ahmet'e, bir Nihat'a. Nihat bir cevap vermek zorunda kalmış. Almış
mikrofonu. Başlamış anlatmaya:
- Evet Ahmet'in söylediklerinin hepsi doğrudur. Yalan diyemem. Zamanında
bana çok yardım etti, hakkını ödeyemem. Sağolsun benim mutlu bir
evlilik yapmama öncülük etti. Ama eşimi zamanında sevdiğini bilmiyordum.
Durumunun kötüye gittiğini, bir gün bana geleceğini biliyordum. Hep o
günü bekledim. Ve sonunda geldi. Onu kapıdan kovdurdum, doğrudur. Ama
niye kovdurdum? Eğer ben o zaman ona yardım etseydim gururuna
yediremeyecekti. Belki de bir süre sonra intihar edecekti. İyi bir
arkadaşımı kaybetmek istemezdim. Buradan çıktıktan sonra direk eşime
gideceğini biliyordum. Hemen eşime telefon açtım. Ona Ahmet'in
geleceğini, kapıyı açmamasını söyledim. Açmadı. Derken bizim evin
karşısında bir sarraf dükkanı işleten arkadaşım var. Ona hemen telefon
açtım. Bizim evden çıkan bir adam görürse onu işe almasını yardımcı
olmasını istedim. İşe aldı, yatacak yer verdi. Bir gün babamı gönderdim
ona. Can yoldaşlığı etsin diye. İyi arkadaş oldular. Sonra babama bir
kutu verdim Ahmet'e götürsün diye. O kutu babamın değildi. Benim de
değildi. O zaten Ahmet'indi. Ona borcumu hiçbir zaman ödeyemem. Ahmet
kutuyu aldı. İyi kullandı ve bugünlere geldi. Bir gün annemle
kızkardeşimi gönderdim. Durumu nedir bir kontrol edin diye. Orada
birbirlerini görüp aşık olmuşlar, evleniyorlar...
Bırakmış mikrofonu. Ahmet'le beraber herkes şaşkınlık içinde kalmış. Bir
an göz göze gelmişler. Derken birbirlerine sarılıp özür dilemişler.
Güzel bir düğün olmuş, beraberce mutlu yaşamışlar.
Kaçabilirsiniz ancak saklanamazsınız!