Karakışın tam ortalarıydı ve korkunç bir soğuk vardı. Kar ve tipi
yüzünden yolu zor seçiyorlardı. Minik Can, sürekli babasına "Baba nereye
gidiyoruz ?" diye soruyor ama cevap alamıyordu. Öte yandan; nereye
götürüldüğünü anlayan yaşlı adamsa gizli gizli gözyaşı döküyor oğlu ve
torununa belli etmemeye çalışıyordu.
Saatler süren zorlu yolculuktan sonra dağ evine ulaştılar. Epeydir
buraya gelmemişti. Baraka tipindeki dağ evi artık çürümeye yüz tutmuş,
tavan akıyordu. Barakanın bir köşesini temizledi hazırladı ve arabadan
yüklendiği yatağı oraya itina ile serdi.Sonra diğer malzemeleri taşıdı
en son da babasını sırtlayarak yatağa yerleştirdi.
kaynak: Baktabul Msn messenger
ifadeleri, Avatar, gif, smiley, Resimli Siirler, izle, indir, Komik
Resimler, programlar, Resimleri, Haberler http://www.baktabulum.com/edebi-yazilar/2217-anlamli-hikayeler.html
Tipi, adeta barakanın içinde hissediliyordu. Barakanın içinde fırtına
vardı adeta. Çaresizlik içinde babasını izledi. Daha şimdiden üşümeye
başlamıştı.Yarın yine gelir bir yorgan ve birkaç battaniye getiririm
diye düşündü.
Öyle üzgündü ki, dünya başına göçüyor gibiydi. O, bu duygular içindeyken
babası, yüreğine bıçak saplanmış gibiydi. Yıllarca emek verdiği oğlu
tarafından bir barakaya terk ediliyordu. Gururu incinmişti, içi
yanıyordu ama belli etmemeye çalışıyordu. Minik Can ise olanlara hiçbir
anlam veremiyordu. Anlamsızca ama dedesinden ayrılacak olmanın vermiş
olduğu üzüntüyle sadece seyrediyordu.
Artık gitme zamanıydı. Babasının yatağına eğildi, yanaklarını ve
ellerini defalarca öptü.Beni affet der gibi sarıldı, kokladı. Artık
ikisi de kendine hakim olamıyor ve hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. Buna
mecburum der gibi baktı babasının yüzüne ve Can'ın elini tutup hızla
barakayı terketti. Arabaya bindiler.
Can yola çıktıklarında ağlamaya başladı, neden dedemi o soğuk yerde
bıraktın diye. Verecek hiçbir cevap bulamıyordu, annen böyle istiyor
diyemiyordu.
Can: "Baba, sen yaşlandığında ben de seni buraya mı getireceğim?" diye
sorunca dünyası başına yıkıldı. O sorunun yöneltilmesiyle birlikte
deliler gibi geri çevirdi arabayı. Barakaya ulaştığında "Beni affet
baba." diyerek babasının boynuna sarıldı. Baba oğul sıkı sıkı sarılmış
çocuklar gibi hıçkıra hıçkıra ağlıyorlardı.
Oğlu: "Baba beni affet! Sana bu muameleyi yaptığım için beni affet!"
diye hatasını belli ediyordu...Babası oğlunun bu sözlerine en anlamlı
cevabı veriyordu..."Geri geleceğini biliyordum yavrum. Ben babamı dağ
başına atmadım ki, sen beni atasın... Beni bu dağda bırakamayacağını
biliyordum.